Anasayfa > Circassian and Documentary > SANAL ADIGE ÜLKESİNDEN AYRILIP GERÇEK İŞLEYİŞTEKİ ADIGE KOLONİSİNDE BİRLEŞME ÇAĞRISI

SANAL ADIGE ÜLKESİNDEN AYRILIP GERÇEK İŞLEYİŞTEKİ ADIGE KOLONİSİNDE BİRLEŞME ÇAĞRISI


Adıge toplumumun çoğunluğu artık özünden sapmıştır. Adıge toplumu geçmişte emeğiyle, yaşantı tarzıyla hakettiği ayrıcalıklı yerini yitirmiştir. İçinde bulunduğu toplum içinde miskinlişmiş ve kendisini devam ettirme olasılığını oldukça z…ayıflatmıştır.
Kabul edilmesi acı olan gerçeklerimizle yüzleşme vakti gelmiştir artık. Adıge toplumunun küçük bir azınlığı istisna büyük çoğunluğu Adıge olma adına hiçbirşey ifade etmeyen amaçsız insan yığınlarına dönmüştür. Görünürde mükemmel olma ancak emek harcamadan, terlemeden yaşama isteği Adıge toplumunu çöküşe sürüklemiştir. Birbirine o kadar çok güvenen, ortak hareket edebilen Adıge toplumunun değerleri o kadar aşınmıştır ki artık Adıge değerlerinden bahsetmek bile oldukça zordur.
Görünmek, olmak değildir. Düşünün, köyde onlarca dönüm arazileri olan insanlarımız vardı. Bu insanların yaptıkları senede bir iki ay çalışmak ve kalanında yatmaktır. Emek harcamak yani ekonomik değerler oluşturmak yerine insanlarımız gelenekselleşmiş tembellikleriyle yaşamaktaydılar. Çalışmayı ve alınterini yücelten Adıgelik yerine sadece şekilsel olarak Adıge görünmek yüceltilmeye ve bir hayat tarzına dönüşmeye başlamıştır. Zamanla görünmek olmak zannedilmeye başlanmıştır. Kendilerini göründükleri gibi zanneden insanlar birşeylerin yanlış olduğunu farkedince bunun nedeninin köylerdeki yaşamdan kaynaklandığı düşüncesiyle şehirlere göçmüşlerdir. Olmadıkları gibi görünen insanlarımız tabi ki şehirlerde acı gerçeklerle karşılaşmışlardır. Şimdi bakıyorsunuz ikinci sınıf olarak önceden gördükleri işlerde artık çalışmaktadırlar, tembel olmaya alıştıkları için de sadece öğrendikleri yeni iş dışında kendi durumlarını iyileştirecek bir faaliyette bulunamamaktadırlar, hiçbirşeyin sahibi olamadan hayatlarını sürdürmektedirler. Fabrikaların ses çıkarmaz sadık kölesidirler Adıgeler artık. Büyük çoğunluğu karınlarını zor doyurmakta, geçimlerini sağlayamamaktadırlar. Önceki yaşantılarında tüm dünyaya meydan okuyan, kral gibi yaşantıları artık yoktur. Diğer Adıgelerden sürekli uzaklaşırlar çünkü acınası durumlarının dile gelmesinden korkarlar. Ancak diğerlerinin yaşamı da aşağı yukarı aynıdır.
Asaletin kandan geldiğine inanan ve asil kanlarının herşeye hakları olduğunu zanneden bu insanlar yeni yaşantılarında hiç de asilce olmayan zavallı bir yaşam sürdüredururlar. Dilin artık olmaması, Adıgelerin asimile olması pek önemli değildir çünkü zaten bunlar görüntüde Adıge idiler. Zaten Adıge olma gereğine göre davranmış olsalardı bu durumda hiç olmayacaklardı.
Zamanla sanal asaletleriyle köylerden ayrılmak zorunda bıkaktıkları Adıgelerin durumlarının iyi olması sonucunda bu sefer asaleti parada aramaya başlarlar. Çünkü o insanlar bir zamanlar kendilerinin yansıttığı fiziksel görünümü yarsıtırlar. Bir zamanlar dışladıkları o insanların yanlarında artık sıradan işçidirler asiller. Dışladıkları, onların efendileridirler şimdi. Biraraya gelmek zorunda kalan sanal asillerin konusu her zaman o zengin insanların aslında soysuz oldukları ve zamanında şu gibi ikinci sınıf işi yaptıklarıdır. Ama kendi bulundukları ikinci sınıflığı asla dile de getirmezler.Öfkeler dillendirilir ve ikinci gün yeniden ezik ve ikinci sınıf yaşama dönülür.
Şehirlerde bir Adıge diğer Adıgenin düşmanıdır. Kaçılması ve kaçınılması gereken insandır. Çünkü eskiden yaptıkları bol keseden cömertliği yaptıklarında iyice sefalete düşeceklerdir. Bunun yanısıra şehirlerde sanal asaletlerini sürdürenler de vardır. En iyi şekilde giyinirler, en iyi şekilde konuşurlar ancak yiyecek ekmeğe muhtaç olanları çoktur, karınlarını bile zor doyururlar. Bu yüzde bu insanlar özel yaşantılarını son derece gizli tutarlar. Gösterişlerini yaptıktan sonra gösterişsiz hayatlarına yeniden dönerler. Bu insanlar için Adıgelik gösterişin ve kendini tatminin bir aracıdır ve gerçek yaşamlarında zaten Adıgelik yoktur.
Kendin olmadan kendiliğinden olmuyor hiçbirşey. Gerçekte yaşamadığımız Adıgelik gerçekte hiç yoktur zaten. Kendi emeğini kendin olmak için harcamadan kimse sizi kendinize getiremez. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti tüm maddi olanaklarını bizim için seferber etmiş olsa bile biz yine de Adıgeliği yaşayamayacağız. Bu konunun tek suçlusu ve sorumlusu bizleriz. Adıge olmak emek ister ve miskinler topluluğu Adıge olamaz.
Büyük bir hızla kendimiz olmaktan sadece Türkiyede değil Anavatanımızda da uzaklaşıyoruz. Tembel, miskin, çalışmayı sevmeyen, ahkâm kesen insan tipimiz malesef ki Anavatanımızda da çoklar. Çalışmadan yaşamak, mafyavari geçinmek, yemek içmek, göründüğü gibi olmamak malesef Anavatanda da yükselişte. Gençlerimiz büyük bir hızla Anavatandan kaçmakta, Moskova gibi büyük kentlerde Anavatanımızda harcamadıkları çalışma enerjilerini harcamaktadırlar.
Adıge adını taşımak bir değer değildir. Adıge olmak değerdir. Adıge olmak emek ister, incelik ister. Toplumumuzun eski güzel değerlerini tatmış olan emektar bazı insanlarımızın kurdukları derneklerin topluma mal olmuş gözle görülür hiçbirşey başaramamalarının nedeni de içinden geldikleri toplumun amaçsız ve başıboş durumda sürüklenmesinden kaynaklanmaktadır. Kendisi için emek harcamaktan uzak insanlarımız için emek harcamak o insanlar için hiçbir şeyi değiştirememektedir.
Gerçekte Adıge insanı yüreğiyle düşünen ve yaşımını yüreğiyle kuran özgür insandır. Adıgelik, yürek insanın bir boyutudur. Yitirdiğimiz, yürek insan olma değeridir. Adıge insanı yüreğiyle eylemleşen insandır (Адыгэ ц1ыхур гук1э ма-ш1эр). Yüreğiyle insan olmak birinci sınıf insan olmaktır ve birinci sınıf insan doğal olarak birinci sınıf yaşamı da zaten kuracaktır.
Gupşşıse ve gulhıte (гупщысэмрэ гулъытэмрэ) değerlerimizi yeniden işletmeliyiz. Adıge insanının en büyük değeri gupşşısedir(гупщысэ). Adıge insanını düşünce merkezi aklı değil yüreğidir(гу). Adıge insanı akıldaki gibi izlenimlerle düşünmez, Tanrısal varlık olan yürek(гу) ile düşünür. Yürek ile düşünerek(гупщысэн) ile kurulan yaşam sevinçli ve insanca olan bir yaşamdır. Gupşşısen(гупщысэн) zaten Tanrısal farkındalıkla eylemek (Гу=Тхьэ ш1эныгъэк1э ш1эн) demektir. Şu an biz Tanrısal farkındalıkla eylemiyoruz. Zaman harcıyoruz ve önceden oluşan değerleri algıdan uzağız. Gulhıte (гулъытэ) ise Tanrısal farkındalıkla görmek ve bunu hissettirerek eylemde bulunmaktır. İki temel değerimiz bunlardır.
Gupşşıse ve gulhıte (гупщысэрэ гулъытэрэ) ile davranmak asalettir sadece. Asil insan farkındalıkla davranan insandır. İnsanın Adıgecesinin (ц1ыху/tzıxu) karşılığı zaten “farkındalıkla varolan varlık” demektir. Temelinde gupşşısı ve gulhıte (гупщысэрэ гулъытэрэ) olmayan hiçbir şekilsel görünüm asillik değildir. Farkında olmadan yapılan hiçbir eylem insan olmak adına değerli değildir. Themade(тхьэмадэ) “Tanrısallıkla davranan insandır” yani. Adıgelerin gupşşıse ve gulhıte (гупщысэрэ гулъытэрэ) ile davranan bireylerden oluşmuş bir topluma dönüşmesi Adıge toplumunu yeniden halklar içindeki Themade(тхьэмадэ) konumuna Adıgeleri yeniden getirecektir.
Tzıxu(ц1ыху) olan varlığı sevinçli kılan durum sadece farkındalıkla varolmaktır. Tzıxu(ц1ыху) işleyen bir olgudur. Yerinde durarak tzıxu(ц1ыху) olunamaz. Her insan kendi özel insan olma boyutunu taşır. Bu insan olma boyutunu sadece kendisi oluşturabilir ve somutlaştırabilir. Bir tzıxu(ц1ыху) kendi farkındalığıyla oluşturduğu soyut ve somut değerlerin oranı kadar değerlidir. Gupşşıse ve gulhıte (гупщысэмрэ гулъытэмрэ) bunu söyler ve gerektirir. İnsanın yürekten gelen en büyük arzusu sevinçle varolmaktır. Sevinci ise farkında olmak ve farkındalığı hayat tarzına getirmek yaratır. İnsanı orijinal olarak kendisinin oluşturmadığı, farkında olmadığı, rastgele olan hiçbir şey sevinçli kılamaz. Ayrıca insanın ortaya koyduğu soyut ve somut değerlerin gulhıte(гулъытэ) ile paylaşılması yani gu(ı)[гу(ы)] ile insan olma değeri taşıdığının tzıxu=insan(ц1ыху) olabilen biri tarafından algılanması toplumsal bazda insanın sevincini yaratır. Adıge toplumunda farkındalıkla yaratılan değer kadar bu değerin toplumsal sevince dönüşerek paylışılması değer taşır.
Gupşşıse ile işleyen bir insan için değerli olan insan gupşşıse ile işleyen insanlardır. Gupşşıse ile varolan insan için insanlıklar eşittir. Varolurken emeği ile varolmak, kendi insanlığı için emek harcamak asilliktir. Çalışmak, ortaya koymak değerlidir. Ürünlerin eşdeğer insanlarla paylaşılması ise sevinçtir. Adıge toplumu insan olma sevincinin paylışıldığı bir toplumdur. Adıge toplumu çalışan ve üreten bir toplumdur. Çalışmayan, emek harcamayan tzıxu(insan) olmaktan uzaktır ve asil değildir. Bir insanı gerçekte mutlu kılan ortaya koyduğu maddi ve manevi değerleri diğer insanların gerçek saygı göstererek paylaşmasıdır, onların insan olma farkındalığıyla gerçek değer taşıdığının bu şekilde onanmasıdır. Ortaya konulan maddi değerler sadece kişinin hakettiği ve benin rahatını sağlayan değerler değildir. Kişinin kendisine hizmetinin yanısıra aynı boyuttaki insanların kullanımında olan değerlerdir.
Eğer gerçekte çalışmayı yücelten Adıgelik yerine tembelliği yücelten sanal Adıgeliği hayat tarzına dönüştürmemiş olsaydık bugünkü problemlerimizin hiçbirini yaşamıyor olacaktık. Sahibi olduğumuz hayvanlara çobanlık yapmak ve onların altlarını temizlemenin Adıgelik olduğunu, kahve köşelerinde ya da düğünlerdeki gösteriş yarışmasının Adıgelik olmadığını biliyor olacaktık. Elimizdeki avucumuzdakini gösteriş için harcamadan üzerine emeğimizi katarak toplumumuzun sevinçle paylaştığı değerlere dönüştürmüş olacaktık. Sahip olduğumuz maddi değerleri zamanın gereklerine göre yeni değerlere dönüştürüp yine kendimiz ve toplumumuz için değerlendiriyor olacaktık. Çalıştıkları için küçümsediğimiz çobanlar ve dilenciler holding patronları olurken biz onların işçileri olmayacaktık.
“Ayıp” kavramı toplumumuzu ayakta tutan ve kontrol eden bir değerken artık toplumumuzu kemiren bir değerdir. Sanal Adıgeliğin elindeki “ayıp” kavramı toplumumuzu kemirmektedir ve bitiş noktasına getirmiştir. ” İyi giyinmemek ayıptır, Kendi işini yapmak ayıptır, Koyun gütmek ayıptır, Ahır temizlemek ayıptır, İkinci sınıf insanlar gibi görünmek-çalışmak ayıptır, Kazma kürek çalışmak ayıptır, Eşekle yük taşımak ayıptır, Ticaret yapmak ayıptır, İlçeye yürüyerek gitmek ayıptır, Evinde en güzel eşyara sahip olmamak ayıptır, Misafire şunu bunu ikram etmemek ayıptır…” , “İyi giyineceksin, Khejerler gibi koyunların içinde işin ne?, Ahkâm keseceksin, Senin ellerine kazma kürek yakışmaz, Eşeğe khejerler biner, Ticaret yapmak ikinci sınıflıktır ve yabancıların işidir, En güzel eşyalar senin Adıge olma ölçütündür.”… Artık değirmen dönmüyor, suyu kurudu. Suyun şehirlerde olduğunu sananlar sanal Adıgeliğin bedelini en ağır şekilde ödemekteler. Yüce olduğunu sandıkları sanal Adıgeliğin beş para etmez olduğunu en acı şekilde yaşamakta halkımız.
Adıgelikte ayıp=yemık’u(емык1у) kavramının gerçek anlamı insan olma farkındalığıyla işlememeyi ifade eder. Yemık’u insan olmaya uymamak demektir, gupşşıse ve gulhıte ile davranmamak demektir, insanlığından ve insanlıktan çıkmış olmak demektir. Gu(ı)=yürek insana sürekli işlemenin, çalışmanın değerli olduğunu söyler. Ancak emek ve alınteriyle ortaya konuyanı tüketmenin değerli olduğunu söyler gu(ı)=yürek insana. Asıl yemık’u gu(ı)=yürek ile işlememektir.
Adıgelik ve Adıge dili insan olma işleyişi ile varolan kavramlardır. İnsan olma işleyişini kaybetmiş insanlardan Adıgeliği ve Adıge olmayı beklemek sadece ütopyadır. Gerçek üzerine temellenmemiş hiçbir çaba Adıge toplumunun yaşamasına hizmet etmeyecektir. Adıgelik ve Adıge dilinin yaşaması Adıge insanının doğal işleyişinin sonucu iken bugünkü çabalar gerçek temellendirmelerle yola çıkmadığından ve sanal Adıgelerde Adıgelik ve Adıge dilini yaşatmayı sağlamaya çalıştığından başarısız olması kaçınılmazdır.
Adıgelik ve Adıge dili sonuçtur, Adıge insanı olarak işlemenin sonucudur. Sonuç sebebi sağlamaz ve sağlayamamaktadır. Adıgelik ve Adıge dili sinerjidir, ancak onu oluşturan enerjiler şu an işlememektedir.
Tüm olumsuzluklara rağmen Adıge insanı olarak işlemenin farkında olan ve farkına vardırılabilecek insanlırımız vardır. Adıgelik ve Adıge dili ancak bu insanlarımuz tarafından bir hayat tarzı olarak sürdürülebilir. Şu anda sanal Adıgelik ortamında boşa giden tüm çabalardan ve umutsuzluklardan sıyrılmanın elbette ki yolu vardır. Öncelikle çabamızın boşa gitmeyeceği küçük azınlık grubumuzda biraraya gelmemiz ve çoğunluk olan sanal Adıgelerden kendimizi ayırmamız gerekmektedir. Adıgelikte değerli insan, yürek farkındalığıyla davranıp, bununla yarattıklarını sunan insandır. Kendimizi sanal Adıgelerden ayırdıktan sonra oluşacak grup gerçek Adıgelik değerlerinin işleyeceği grup olacaktır. Bu oluşuma farkındalıkla oluşmayan ve işlemeyen hiçbir insan dahil olamayacaktır. Çalışmak ve emek harcamak esas olacaktır. Çalışma ve emeğin sonucu olan ürünler sanal Adıgelerin sömürüsüne asla sunulmayacaktır. Ürünleri paylaşmak sadece değer üretenler arasında olacaktır. Sadece birşeyleri temelsizce ifade etmek gruptan dışlanmakla sonuçlanacaktır. Farkındalık ve emeğini getirmeyen hiçkimse için kapı açık değildir. Sayı azdır ancak ortaya konulan ürünler sömürülmeyeceği için azınlık sürekli güçlenecektir. Değerler gelişecektir. Oluşan değerleri grubun sevinciyle paylaşmak esastır. 6 milyon nüfus sadece kuru bir kalabalıktır. Gerçek temelde işleyen bir azınlık gerçek Adıgelerdir. Gerçeklikle işleyenler gerçeklikle işlemeyenleri kendilerinden uzakşaştırmayı başardıklarında Adıgelik ve Adıge dili sonuçta kendiliğinden hayat bulacaktır. Değer yaratan ve paylaşan toplum elbette ki sayısı az da olsa en güçlü toplum olacaktır. Çemberin dışında olanlar çemberin doğasıyla davranabildiklerinde ancak o çemberin içine dahil olabileceklerdir. Yörüngesinden çıkan her gezegen parçalanıp yiter. Yörüngesinde olmayan her Adıge zaten yitmiştir.
İnsan(tzıxu) farkında olan varlıktır., farkındalığını gupşşıse ile işletir, gulhıte ile insanlığını sevinçle yaşar. Adıge olabilmek gulhıte ile paylaşan, gupşşıse ile işleyen, farkındalık sahibi varlık olabilmektir. Adıge olmak sürekli işlemek ve değer ortaya çıkarıp bu değeri algılayan insanlarla paylaşarak sevinçle yaşamaktır. Adıge olmak emek ister, yürek ister. Yüreksizler, emek hırsızları yürek toplumundan sürgün edilecektir ya da sayıları çok olduğu için onlardan ayrılıp yeni bir kolonide yüreğimizi ve emeğimizi paylaşacağız.
01/02/2010Marğuşş Vezir Savrum

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: