Anasayfa > Circassian and Documentary > Düşünelim ve Sorgulayalım: Doğrumu yanlışmı? (Atatürk İlkeleri)

Düşünelim ve Sorgulayalım: Doğrumu yanlışmı? (Atatürk İlkeleri)


ATATÜRK’ÜN KENDİ İFADESİYLE İLKELERİNİN TANIMI

1-Cumhuriyetçilik:
— Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.(1924)

— Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)

— Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir… (1925)

— Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun adı cumhuriyet’tir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)
Daha detaylı anlatım için bakınız: http://aiithb.kocaeli.edu.tr/index_dosyalar/Page1229.htm

Circassian and Documentary soruyor: Eğer Cumhuriyet ”Halkın kendi kendini yönettiği” bir sistem ise:
1) Neden halklar yerine ”Türk milleti vurgusu yapılıyor?
2) Kuralları belirlenmiş ve asla kaldırılamaz yasaların olduğu bir sistem nasıl cumhuriyet olabilir? Halklar kendi kendini yönetecekse o ülke içinde halklara kendisini istediği gibi yönetme hakkının verilmesi Cumhuriyet tanımıyla şu an olduğundan daha fazla örtüşmektedir. Bu durumda günümüzdeki Cumhuriyet ilkesi gerçeği yansıtmamaktadır. Sizce cumhuritetçilik görüşü gerçek anlamda cumhurit ile örtüşmektemidir?

2-Milliyetçilik:

— Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir. (1930)

— Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı, hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923)

— Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (1923)
Daha detaylı anlatım için bakınız:http://www.inkilap.info/ataturkculuk/temel-ilkeler/milliyetcilik-ilkesi.html

Circassian and Documentary soruyor:
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir ama bu ülkeyi sadece Türk halkı kurmamıştır. Kürt, Çerkes, Laz, Gürcü Arap, Rum ve diğerleri bu ülkenin kuruluş mücadelesinin içinde yer almışlardır. Bütün bu etnik kimlikleri yok sayıp tamamına Türk milleti demek doğrumudur? Ayrıca sadece ve sadece Türk kültürünü yüceltmek diğer halkların kimliklerini, kültürlerini, dillerini yok saymak anlamına gelmektedir. Bu yapılan ırkçılıktır, milliyetçilik değildir. Sizce bu ülkede yaşayan etnik kimlikleri yok sayan bu anlayış doğrumudur?

3-Halkçılık:

— İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası Anayasamızla tespit edilmiştir. (1921)

— Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum sistemidir. (1921)

— Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibarıyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923)
Daha detaylı anlatım için bakınız: http://www.inkilap.info/ataturkculuk/temel-ilkeler/halkcilik-ilkesi.html

Circassian and Documentary soruyor:
Bırada yine halkların yok sayıldığını görebiliyoruz. Tek halk, Tek millet görüşüne vurgu yapılmaktadır. Bu gerçekten ”Halkçılık” anlayışı ile bağdaşabilirmi?

4-Devletçilik:

— Devletçiliğin bizce anlamı şudur: kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)

— Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. (1930)

— Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir. (1937)

Daha detaylı anlatım için bakınız: http://www.inkilap.info/ataturkculuk/temel-ilkeler/devletcilik-ilkesi.html

Circassian and Documentary soruyor:
Günümüzdeki Türkiye cumhuriyetine bakalım: Devletin üretimde etkisi kalmamıştır ve devlet işletmelerinin tamamına yakını yabancılara satılmıştır. Ülke halklarının alın teri büyük ölçüde dış ülkelere gitmektedir yani bu ülke kapitalist sömürü düzeninde sömürülen ülke olarak yerini almıştır. Devletçilik ilkesini irdelediğimiz zaman, günümüzde yaşananlara ön-ayak olduğunu görebiliriz. Sizce bu doğrumudur?

5-Laiklik:

— Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)

— Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. (1930)

— Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)
Daha detaylı anlatım için bakınız: http://www.inkilap.info/ataturkculuk/temel-ilkeler/laiklik-ilkesi.html

Circassian and Documentary soruyor:
Halkın ezici çoğunluğun Müslüman olduğu ve gayrimüslim’lerin de bir dini inancının olduğu bir ülkede, o ülkenin siyasetçilerinin dini inanışlarını siyasi kararlarına yansıtmamaları beklenebilirmi?

6-İnkılapçılık:

— Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (1925)

— Biz büyük bir inkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. (1925)
Daha detaylı anlatım için bakınız: http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=28

Circassian and Documentary soruyor:
Türkiye tarihinde İnkılapçılık batılaşma olarak gerçekleşmiştir. (bakınız:http://www.kigi.gov.tr/Atat%C3%BCrk%27%C3%BCn%20%C4%B0nk%C4%B1laplar%C4%B1.htm) Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak adına Toplumun kültürel ve değer yargılarına darbeler vurulmuştur ve batının çarpık düzenini örnek almamız söylenmiştir bizlere. Sizlere soruyorum: İç çamaşırı giymeyi dahi haçlı seferleri sırasında Müslüman toplumlardan öğrenen, o tarihlerde bir kaç ayda bir defa banyo yapan sözde batı medeniyetini Türkiye toplumu neden örnek almalıdır? Malesef bu örnek alış gerçekleşmiştir ve sonuçları ortadadır. Çıplaklığı medeniyet zanneden bir toplum doğmuş, gelenek ve göreneklerinden önemli ölçüde uzaklaşmış, dini yaşamını bir kenara atmış bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Peki bu inkilapların kazanımları fazladır yoksa Türkiye toplumuna kaybettirdiği değerlermi daha fazladır?

Yazıyı Hazırlayan: Musa Baykal (Adiga Ubıhya)

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: