Anasayfa > Circassian and Documentary > ÇERKESLİK ÖLDÜ CENAZESİNİ KALDIRACAK ÇERKES ARANIYOR!!

ÇERKESLİK ÖLDÜ CENAZESİNİ KALDIRACAK ÇERKES ARANIYOR!!


Ey gidi eski günler diye başlardı babam söze. Anlatırdı çocukluk yaşamını ve bende küçük olmama rağmen ağzım bir karış açık onu dinlerdim. Özellikle at çalma hikayeleri veya o zamanın yokluğundan kaynaklanan sadece mecburen kervancıların koyunlarını nasıl çaldıklarından bahsederdi. Yine kervancıların koyun çalarken yakalayıp sepete attıkları Kuşa’nın hikayesini onlarca defa dinlemişimdir. Çocukluk işte. O zaman bu anlatılara gülerdim ama büyümeden düşünmeyi öğrenemedim. İkinci dünya savaşı yılları. Ekonomi karnelere bağlı. İnsanlar karınlarını doyurabilmek için mısır kozaklarını değirmende öğütüp ondan ekmek yapıp karınlarını doyurma uğraşındalar. Yokluk diz boyu. Şehire veya ilçeye giderken komşudan ödünç elbise ve ayakkabı istendiği zamanlar. Düğünlerde oyun oynanırken Xabzeye duyulan saygınlıktan dolayı bir-iki ceketin omuzdan omuza geçerek oyun oynandığı yıllar. Toplumuzun henüz milli bilincini kaybetmediği yıllar. Büyüğe saygı küçüğe sevgi duyulan yıllar. Çerkeslerin aralarındaki bağı koparmamak için saatlerce at üstünde yok aldığı veya yaya yürüdüğü yıllar. Altları delinen çarıklara çaputla yama yapılan yıllar. Bu örneklerin tamanı yazmaya sayfalar yetmez. O yıllardan sonra Çerkeslikte ilk hastalık belirtileri başgöstermeye başladı. Okullarda öğretmenler çocukları Çerkesce konuştukları için cezalandırmaya başladılar. Zaten o zamanlarda ilk öğretim sadece 3 yıldan ibaret. Zaten diğer toplumlar Çerkesler için at hırsızı ve hırsız deyimlerini diline dolamış sebebini sorgulama gereği duymadan. Üstüne insana canını tak dedirtecek geçim sıkıntıları. Bütün bunları üstüste koyunca anlıyoruz Çerkesliğin neden hastalandığını. Sonrasında büyük kentlere göç başlamış. Yiğit ölür namı kalır hesabı toplumumuz bir türlü alnına vurulan kara lekeden kurtulamamış. ”Hırsız Çerkesler” yani. O zamanın gençleri asıl kimliklerini gizlemeye başlamışlar. Çerkesce sadece gizli kapaklı arkadaş toplantılarında konuşulur hale gelmiş. Sokakta türkçe konuşalım kampanyaları okullarda türkçe dışında konuşulan dillere gösterilen hoşgörüsüzlük birde başlayan sosyalist-kapitalist ayrışması Çerkesliğin nükseden hastalığını ilerletmeye başlamış. Birileri demişki sosyalizim rusçuluktur. Ruslar size geçmişte bunları yaptı hadi şimdi bu rusçulara karşı birlik olalım. O zamanda yaşayan insanlarımızın anavatan özlemleri nüksetmiş haliyle. Girdikleri yolun ne olduğunu anlamadan vatansever olmuş çıkmışlar. Birilerinin güdümüne girmişler resmen. Öyle ya.. Mantık zaten ortada. Vatan millet sakarya. Birde başımızı okşamışlar. Çerkes yemek yediği kaba pislemez. Afedersiniz sanki Çerkes değil hayvanız. Yani başımızı okşayanlar bile bir sebepten ötürü yine bize hakaret etmişler. Önümüze yazıp çizip koymuşlar. Bizde sorgusuz sulasiz inanmışız. Çerkes Ethem’in, Çerkes toplumuna verdiği zararlar ortada iken ve kendi insanımızı yine bizim cezandırmamız gereken yerde onu bile bizim yerimize yapmışlar ve demişler ki. Hain Çerkes Ethem. Hain Ethem deseler belki anlardım ama bir ulusu sorgulayan Çerkes ibaresini anlayabilmek mümkün değil. O yıllarda belki bizlere okuma yazmayı öğretmişler ama okuduğumuzu anlamayı öğretmemişler ve sadece onların kontrolünden olan yazıları ve kitapları okumamıza izin vermişler. Okul sıralarında Atatürkün gençliğe hitabesinde yer alan ve hepimizin okuduğu bir cümlenin anlamını düşünemeyecek kadar körelmiş beyinlerimiz:
Ey türk gençliği. Birinci vazifen Türk istiklalini Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafa etmektir. Mevcudiyetinin ve istiklalinin yegane temeli budur.

Cümleleri ile başlayan ve devam eden hitabede etnik köken ayrımı yapılamadan herkesi Türk yapmışlar ama bizler İstiklal marşında tek bir cümlede neden ”Türk” ibaresinin geçmediğini aklımızın ucundan bile geçirmemişiz. Kurtuluş savaşında savaşında nufusa oranla en fazla mücadele eden ve şehit veren toplum Çerkesler olmasına rağmen bunları düşünmek araştırmak öğrenmek aklımızın ucundan geçmemiş. Daha sonrasında çocuklarımız ilk okul sıralarında varlıklarını Türk varlığına armağan ediyorum diye bağırttırılmış. Hayatatımıza Türkiye cumhuriyeti kimliğini taşıyan herkes Türktür gibi bir saçmalıkta sokmuşlar. Bunun yanında Çerkeslerinde kökeni orta asyadan gelmektedir saçlalıkları hatta Çerkeslerin Türklerin en temiz kalmış boyu olduğu saçmalarıda söylenmeye başlanmış. Bizlerde duymuş ve inanmışız. O zamanlarda hayatımızda yeni olan Çerkesler Kafkas Türküdür ibarelerin yanına bizlerde Adige Türk’ü, Ubıh Türk’ü Abhaz Türk’ü gibi saçmalıklarda eklemişiz. 5.000 yıllık bir tarihi elimizin tersiyle silip atmışız. Çerkeslik ise bu ve buna benzer binlerce sebepten ötürü iyice hastalanmış. Kolaymı onca asimilasyon politikasına karşı gelmek, o kadar darbeden çıkmak korku imparatorluğu günlerinde yaşamak. Kaç beden buna karşı koyabilmişki? Bütün bunları atlatıp seksenler sonuna ve doksanlar başına gelmişiz. Rus düşmanlığı olarak bizim toplumuza yamanan sosyalizm tehlikesi geçmiş. Galibiyet şeşenleri oynamışız. Zaten bize dair sadece şeşen-kafe-haluj ve zekesi bırakmışlar. Bunun dışındaki tüm değerlerimiz sömürülmüş ve yok edilmiş. Eeee bizi boş bırakmakta olmaz. İnsanları gütmek için onların önüne hedef vermek gerekir. Daha sonra kürtleri düşman olarak göstermişler bize. Amerikalıları düşman olarak göstermişler ama asıl bizi yok etmek isteeler her zaman dostumuzmuş gibi gibi yanı başımızda durmuş ve başımızı okşamış. Bize sadece sizin düşmanınız bu denmiş o kadar. Fazlası söylenmemiş. Zaten söylemezler. Bu onların iki yüzlülüğüne ters. Sakın bu yazılardan komple Türkiyede yaşayan toplumların bize düşman oldukları sonucu çıkarmayın. Bütün bunları bu ülkenin yöneticileri yapmış.

Günümüzdemi? Çerkeslik son nefesini vermiştir. Açıkyüreklilikle düşünün bizden geriye ne kaldı diye? Kendilerine Atatürkçülük ve ülkücülük görüşlerini benimseyen büyüklerinize sorun ve eski günleri size anlatsınlar. Onların anlattıkları zamanki Çerkeslik ise günümüzde olduğu söylenen Çerkesliği yanyana koyun ve sorgulayın. O zaman gerçek tüm çıplaklığıyla çıkar karşımıza.

Ey Çerkes toplumun günümüze kalan kırıntıları. Sizlere sesleniyorum. Çerkeslik bu topraklarda Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Cenazesini kaldıracak hala onurunu ve erdemini kaybetmemiş Çerkesler aranıyor.

Saygılar sunarım.

Not: Evet kabullenmek sizin çok zor. benim içinde öyle ama bizden geriye ismimizin dışında ne kaldı? mesela kendi değerlerimize bir futbol takımına verdiğimiz değeri vermez hale geldik. evimizde o takımın posteri olur ama acaba kaçımızın evinde kendi bayrağımız var? kaç evde Çerkesce konuşuluyor? bu örnekler uzar gider. burada kendi dilimizde dahi tartışma yapamıyoruz ve siz bana Çerkesliğin hala yaşadığını söylüyorsunuz? 6-7 milyon Çerkesin yaşadığı söyleniyor bu ülkede. artık o kadar kendimizden vaz geçmişizki bu ülkede Çerkeslere ait hiç bir şey yok. yalnızca bilmediğimiz Çerkeslikle övünüyoruz. bilmediğimiz tarihmizle övünüyoruz o kadar. onun dışında bize dair hiç bir şey kalmadı malesef..

Adiga Ubıhya (Musa Baykal)

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: