Anasayfa > Xabze > Adigenin Yaşamı – Varolma Azmi

Adigenin Yaşamı – Varolma Azmi


Adıge şıanığa
Ve sia zıaje, ve sije, zıvбыд.
Hey elim yavaş ol, ey ağzım kendini tut.
Zıxuemışıa pıştırafe.
Çok aceleci davrananlar için söylenir.
Guğeh şışıar abı tekuenıraş.
Zorluğun var oluşu başarmak içindir.

Nasıp ziam şıanığa yiaş.
Nasibi olanın yaşama azmi vardır.

Daue yimış’e keş’eri, dave vıdın zıxешэр.
Dinleyen bilmediğini öğrenir, münakaşacı ortalığı karıştırır.

Tsıxur zığaş’eraş’er akılşi, tsıxum yi akıleğur edebş.
İnsanı güzelleştiren akıldır, insanın arkadaşı da edebidir.

Guzafer kanari, zızışıar kuaş.
Acele eden kaldı, sabreden gitti.

İnsan ömrü uzun veya kısa olsa da yaşadığı sürece kolaylıklar, zorluklar, iyilikler ve kötülüklerle karşılaşmaktadır. Ölüm, kalım arasında yaşadığı zamanlarda az değildir. İşte insanı bütün bu sıkıntılardan çıkaran insandaki yaşama azmi ve becerisidir.

Yaşama azmi olan insanlar güçlüdür. Bu tip insanların etrafındaki kişilere de çok faydaları olur. Onlara zor durumlarında yardımcı olular. Yaşama azmi olmayan insanların hayatta mücadele şansları da az olur, düzenlide bir yaşantıları olmaz. Onun için Adıgeler çocuklarına var olma, yaşama azmi verebilmek, hayat şartlarının zorluklarıyla yılmadan mücadele edebilmek için eğitime çok küçük yaşlarda başlarlardı.

Eğer bu azim Adıgelerde olmasaydı tarihten silinen bazı milletler gibi Adıgelerde tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolur giderdi.

Adamın biri bilge kişiye sormuş : *çocuğu ne zaman eğitmeye başlayayım?*-diye.Bilgede: adama sormuş *çocuğun yaşı nerelerde?* üç ay demiş. *Öyleyse geç kaldın* diye cevap vermiş bilge kişi.

Eski zamanlarda Adıgeler çocuğu eğitmeye beşikte yatarken başlarlarmış. Bu konularla ilgili Adıgeler üzerinde bıkmadan yorulmadan araştırma yapan İtalyan Genuvez (geograf, etnograf) bizlere büyük eser bırakmıştır.

Onların kadınları çocuklarını varze üzerinde dünyaya getirirler, oralarda bulunan soğuklara da bakmadan her zaman suya götürüp banyo ettirirlerdi. İşin aslı bir Adıge başından sinek kova bilecek dururumda ise hayatla mücadele başlamıştır.
Artık onun Adıge yaşam tarzını alması için, önünde ince uzun yokuş bir yol vardır.

Kafkaslarda da eski zamanlarda fabrika, kooperatif gibi iş yerleri ve kalabalıkların bir arada olduğu gruplarda olmadı. O tip çalışmalar diğer devletlerde olduğu gibi oralarda da daha sonraları görülmüştür. Adıgelerde kendi aralarında şehaxu dedikleri yardımlaşmalar olurdu. İnsanlar kendileri çiftçilik, hayvancılık yaparak geçimlerini kazanırlardı. Aralarında olan sanatkarlarda (marangoz, demirci, kuyumcu) önce kendi işlerini yaparlardı. Bu sanatları da yedek işleri olurdu. Yani sanatkarlarda geçimlerini esas olarak toprak ve hayvancılıktan kazanırlardı.

Ücretle çalışan işçi yoktu.dolayısıyla emeklilikte yoktu. İnsanlar daha önce yaptıkları işleri yapamaz olunca o işleri tamamen bırakırlar, evde bahçede ufak tefek işlerle oyalanırlardı. Gençlerin hayata hazırlanmasında tecrübeleriyle xabzeleriyle yardımcı olurlar eğitirlerdi. Yanlış olanları düzeltir gençleri iyiye doğru yönlendirirlerdi. Yaşlanıp ta tek başına kalan ihtiyarların bakımını tüm işlerini mahalleli yapar, her ihtiyaçlarını karşılarlardı.

Adıgelerde devleti yöneten ayrıca kanun ve kuralları, memurları, polisleri olmadı kendilerini yönetmede dayandıkları kuralların tümü xabzeleri idi. Bu geldiğimiz yerden geriye doğru baktığımızda Adıgelerin o hayat felsefeleri, yaşama tarzları, yaşama azmini xabzelerle nasıl sağladıklarına hayret etmemek elde değil. Adıgelerin en son 100 yıl süren savaşlarda gösterdikleri olağan üstü mücadele, yok olmadan kalabilme insanlarına çok küçük yaşlardan verdikleri (şıanığa) var olma, yaşama azmidir. O uzun savaşlarda Adıgelerin içlerinde taşıdıkları vatan sevgisi, yaşama azmi, var olma duygusunu mukayese edeceğimiz bir örneğini bu dünyada bulmak çok zor. Acımasız savaşların içinde o kadar can kaybı olduğu halde azda olsa neslini yok etmeden, savaş şartlarında doğan çocukların nasıl büyütüldüğü, küçükte olsa o toprakları nasıl koruyabildiği, dilini, xabzelerini yitirmeden bu günlere nasıl gelebildiği herkesin ilgisini çekmiştir -hayret edilecek bir durumdur.

Adıgelerin bu gün üzerinde oturdukları yerler atalarımızın her şeye rağmen, xekun ellerinden çıkmaması, için yaptıkları olağan üstü gayretlerin bir hatırasıdır. Onu korumak bizlere daha ilerilere taşımakta gelecek nesillerin görevidir.
Adıgelerin yaşam felsefeleri, azimleri, var olma mücadeleleri, mertlikleri üzerine yazı yazan araştırmacıların sayısı çok fazladır. Adıge literatürü üzerinde örnek çalışmaları olan Adıge yazar Han Ceriy, bu araştırmacıların söyledikleri takdir edici sözleri ve diğerler araştırmalarını içine alan güzel paha biçilmez eseri *zapiski o çerkesiy* de şöyle diyor: *Adıgeler vücüt yapıları olarak çok sağlamdırlar, dedikleri gibi savaşın içinde doğarlar, savaşta bile iyilik ve takdirle anılan insanlardır. Savaş içinde büyüyenler, hayret edilecek şekilde bütün zorluklara da alışıyorlar, tüm zorluklara göğüs geriyorlardı. Açlık, fırtına, sıcak, soğuk, hastalık, yorulmak, susamak, gibi durumlar onlar için sorun değil, öyle çok şeylerin savaşta arkadaşları gibi olduğunu iyi biliyor ona göre yaşıyorlardı*.

Adıgeler savaş şartlarına ayak uydururken yaşamlarına da devam ediyordu. Şimdiki gibi çocuk büyütme yerleri, eğitim verilecek okul yüzü görmeyen çocuklar evde, bahçede, tarlada, hayatın gerçeklerini çabukça öğreniyorlardı. Kendi paylarına düşen işi yapıp iyiyi ve kötüyü çabuk öğreniyorlardı.

Erkek çocukları çiftçilik ve hayvancılık işlerine, kız çocukları da evde annelerine yardımcı olurlardı. Bilhassa erkek çocukları yaptıkları işlerde yorulmak nedir bilmezler, kedilerine şu işi yapamadı dedirtmezlerdi. Çok çalışmak fazla ayakta kalmak onlar için sorun değildir. Gençlerde aynı şekilde kendilerine karşı güvensizliğin oluşmaması için ne gerekiyorsa yaparlardı. O günün şartlarında Adıge gencine yapması için verilen bir görev, kesinlikle yerine getirilmesiyle son bulurdu. Yapamam bilmem yoktu. Her genç büyüklerine karşı bu güveni kazanırdı. Bu güveni kazanmamış bir gencin geleceği söz konusu değildi. Bunlar için kişide büyük yaşama azmi, varolma duygusu (şıanığa) olması gerekiyrdu. İşte bu duyguları gençler küçük yaşlarda adeta ömürlerinin içine yaşantılarına mayalıyorlardı, bir daha hiç ayrılmayacak unutulmayacak gibi.
Böylece küçük yaşlarda o güzel duyguları ömür boyu kendine rehber olacak utanmadan namusu ile başı dik olarak yaşayacaktır.

Adıgelerde çocuk oyunları, hayır işleri, düğünler ve dualarda yapılırken her birinde de hayat ta kalma varolma mücadelesi ile ilgili, oynayan çocuklara ve başkalarına bir şeyler veriyordu. Onların hepsi, kişinin savaşlarda karşılaşacağı çeşitli güçlükleri yenebilmesi için hazırlanıyordu. Çocuklar, gençler ve başkaları günlük yaşantılarında yaptıkları eğlence türündeki yarışmalar kişileri için sanki savaşa hazırlıktı. Mesela at üstünde – atlı olarak yapılan mücadelede (şıbığarıve), sadece eğlence olarak değil göğüs, göğse vuruşmada kazanabilmek için at üstündekini yere düşürebilmek veya atını geriye doğru kaçırmak, atı devirebilmek gerekiyordu. Yaya ile atlı (Şurılec) mücadelesine Bjeduğler sırık dövüşü (kurağzave-kurağave) derler. Bu iki oyundan da daha ağırdı at üstünde iken atla eve girmek. Atla eve girmek isteyenlerin karşısına yaya olarak ellerinde sopalarla karşılarına dikilirler, bunların aynı zamanda ata değdirmeden üstünde kilerine vurma hakları vardı. Ata sopasını değdiren yada atın geminden tutan kişinin kafasına şimşek çakar gibi atlının kamçısı şaplardı. Bu oyunda başarılı cesaretli olan delikanlıların atlarıyla savaşta hiç geri durmayacaklarına (şışhamığaze) inanılırdı öylede olurlardı. O gençlerin atları savaşlarda geri durmazdı.

Kız çocuklarına da o zor yaşam şartlarında yapması gereken her şey öğretilirdi. Ondan dolayı şöyle bir söz söylerlerdi: kız yetiştirdiğin gibi, gelin yetiştirildiği gibidir (pkhur zerıbğaseş, nıser zerısaş). Kadın için doğurmak ve çocuk yetiştirmek ona yetiyordu zaten ancak bunun yanında yapması gereken bir yığın iş vardı. Bundan başka ev halkının giyimiyle iğnesinin ucuyla uğraşmak, evin erkeğinin getirdiklerini yerli yerinde düzenli kullanmak, atın üzerinde olan malzemelerden kullanılan süsleri yapmak, mutfak işleri (leğupıampe) , hayvanlardan elde edilen sütle ilgili işler (ğaş zehanır), çocuklara xabzeleri (xabzemre-bzıpkhamra) öğretmek, anadillerini öğretmek (anadelxubzer ya urılhan), ve daha niceleri.

Adıge varolma ile, aile içinde fertlerin birbirlerine karşı duruşları iç içe idi. Yeni evlenen damat gündüz büyüklerini göreceği şekilde evine girmek, büyüklerinin yanında çocuklarını sevmek, alıp kollarına oturtmak ayıptı. Sofrada ne kadar bol yemek olursa olsun kendini aç gözlü göstermemek, sofraya otururken kemerini sıkıp oturmak, evinde biraz kapıştırıp sonra grup yemeklerine gitmek (şimdi çok yemek için kendilerini acıktırıp gidiyorlar), yemeklere imrenmemek, fadede çok dikkatli olmak, en az kullanmak, uzak durmak, haram olduğunu bilmek, başkalarını rahatsız edecek söz ve davranışlardan kaçınmak; olanları ayıplamamak, hoş görülü neşeli olmak. Bunlar ve benzerleri Adıgenin ileriye dönük var olma düşüncelerinin birer unsurlarıdır.

Günümüzde de güzel adet ve geleneklerimizin bilinmesinin kimseye zararı olmayacak bilakis faydası olacaktır. Xabzelerin öğrenilmesi öğretilmesinde bilemediğimiz çok faydalar vardır. Bunu isteyen anne ve baba önce evde kendileri birbirlerine karşı saygılı olacaktır. Ev içinde çocuklara örnek olacak şekilde yaşayacaklardır. Günümüzde başı boş sorumsuz gezen çocukların yetişmesinin temel nedeni aile içindeki düzensiz yaşamlardır. Halk arasında azda olsa örnek diyebileceğimiz çocuklarda yetişmektedir. O çocukların takdir ettiğimiz davranışları aileden almaktadırlar, çocuğun insan olarak yetişmesinde lazım olacak her şeyin temeli ailede başlamaktadır, bunu unutmayalım.

Adıge olarak nerede yaşarsak yaşayalım bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun çocuklarımıza xabzeleri öğretelim. Günümüzde büyük şehirlerde kötü alışkanlıklar kazanarak elden çıkan, sahipsiz kalmış çocuklarla dolu. Bu durum küçük şehirlere de yayılır çok yakınlarımıza gelir. Evlerinde adige xabzeleri alan çocukların toplum içerisinde, kötü davranışlara karşı koyabilmeleri daha kolay olacaktır.

Çocuklarımızın beyni boş bir kap gibidir, doldurulmaya hazır, öğrenmeye her yönleriyle açıktır siz o boş kabı iyi, güzel şeylerle doldurursanız kötülerin koyacakları yerleri kalmaz. Sizden önce birileri çocuklarınızın beynini boş ve kötü şeylerle doldurursa bu sefer iyi ve güzel şeylerinizi koyacak yeri siz bulamazsınız.

Öğretmek istediğiniz güzel şeyler Adıge xabzelerinde vardır, önemli olan var olan güzelliklerle, iyiliklerle onların beyinlerini, bilerek bizim doldurmamız.

Hatırlayın, öğrenin çocuklarınıza da öğretin, onları kötü alışkanlıklardan uzak tutun. Hiç kimse çocuğunuzu sizin kadar sevemez.

Önemli olduğu için tekrardan, bir xabzeden bahsetmek istiyorum. Adıgelerde tek başına kalmış kimsesiz yaşlılara ölünceye kadar, hiçbir şeylerini eksik etmeden her ihtiyaçlarını karşılayarak, bakımını komşuları üslenirler ( bu gün yaşadığımız dünyada kaç evlat, yaşlı anne babasına, Adıgelerin yaşlı komşularına baktığı gibi bakar?). Mağdur edilmez, muhtaç durumda bırakılmaz. Bu örnek davranış başka kaç millette vardır acaba?
Zedeşxe afşi zekuetır leşs…Birlikte yemekte tat, birlikte olmakta güç vardır.
Adıge xabzelerinden çeviri Atalık Rafet

Kategoriler:Xabze
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: