Anasayfa > Circassian and Documentary > Bir Ubıh’ın iç çekişleri!!

Bir Ubıh’ın iç çekişleri!!


Anlatmaya ”Çerkes” olmaktaki çelişkimden başlamak istiyorum. Ben bir Ubıh’ım. Kaybolmuş bir halkın geride kalan son neferlerinden birisi. 21 mayıs 1864’te Kuban nehrinin kısında yok oluş savaşına katılmış atalarım. Yokolmuşlar; yok olmuşuz. Vatanımızı bırakmamak için girdiğimiz ve adeta ”ölüme” hoş geldin dediğimiz o savaşta bize dair her şeyimizi kaybetmişiz. Kalanlarımız sürgüne tabi tutulmuş. Zaten bir avuçmuşuz, 5.000 tanemiz plevnede bırakmış al kanlarını. Tarihimizdeki tek trajedi kuban nehri değil ya. Yok oluş kaderi bırakmamış bir türlü yakamızı. Denizde balıklara yem yaptığımız annelerimiz ve yeni doğmuş çocuklarımız var bizim, tüm Çerkes toplumu gibi. Bir zamanlar soçhi’de at koşturan bir halkmışız. Kendi dağlarımızda ve kendi denizimizde özgürmüşüz ama daha sonra tamamen bize yabancı olan topraklarda bize yabancı yabancı insanların arasında yaşamak zorunda bırakılmışız. Halkımız ile birlikte dilimizde kaybolmuş sürüldüğümüz bu topraklarda. Babalarımız ve dedelerimiz ”kendimizden kopmamak adına” Adigece ve Abhazcayı kendi dilleri kabul etmişler. Bu iki kardeş halkımızın kültürlerini benimsemişiz ve zaman içinde onlardan birisi olmuşuz. Peki benim kendi dilim nerede? Uğruna savaştığımız bu ülke benim dilimin kaybolmaması için neden hiç çaba göstermedi? Biz bu ülke için canımızdan vaz geçerken bu ülkenin bize bunun karşısında minnet göstermesini beklemekle acaba hatamı ediyorum? Yanlış olan ne? Üstünde bu gün Kültür bakanlığı yazan tabela ne anlam ifade ediyor? Eğer bu ülkenin kurumları yine bu ülke için çalışıyor ise ve her zaman dinlediğimiz ”kardeşlik” nutukları gerçek ise benim kardeşim neden beni kendi içinde asimile etme ve yok etmeye çalışıyor? Neden ben kardeşim ile kendim olarak kardeş olamıyorum ve ona benzemeye mecbur bırakılıyorum. Benim kaybolan dilim Fransız arşivlerinde çürümeye terk edilmiştir bu gün. Bana hizmet ettiğini söyleyen yine o kültür bakanlığının benim kültürümü kurtarmak adına bu kayıtların kopyalarını Fransız arivlerinden alması ve bize hediye etmesi çokmu zor? Yada birilerinin istediği gibi kendimden vaz geçmem dahamı kolay bu topraklarda? Karadenizin kenarında durup Kafkasya’dan gelen havayı içime çektiğim zaman geçmişin acısını kalbimde hissetmemem için yazılmış bir reçete varmı? O rüzgarın sesinde yavrusunun bedenini denize attılar diye ölüme atlayan annemin acısını ve feryadını duymamak için ne yapabilirim? Lütfen birisi bana yardım etsin!

Söylediğim gibi. Bundan sonra asla bütün olamayacak ve gelecekte bir zaman yok olacak bir halkın son kırıntılarından birisim ben. Hayalperestim; çünkü hala tüm gerçeklere rağmen Ubıh olmaya çalışıyorum. Ne Adigece ne de Abhazca biliyorum ama biliyorum ki bu iki dilden birisini öğrendiğim zaman ”kendim” olmak yolunda bir adım atacağım. Belki ilerleyen zamanlarda Fransa’da arşivlerde çürüyen dilimin kalan son kayıtlarını gidip oradan alacak alacak maddi gücüm ve bu yitirilmiş dili oturup benle birlikte öğrenmek için emek harcayacak hayat arkadaşım olur. Bu sayede dünya üzerinde iki kişi dahi dahi olsa Ubıhça’yı konuşabilir. Hatta benim evladım bana kendi dilimde baba der ilk defa. Belki benden sonrada bu dil ve bu halk yaşamaya devam eder? Güzel hayaller doğrusu ama düşünmek bile insanın içini tüm yaşanan çarpık gerçeğe rağmen gülümsetmeye devam ediyor.

Şimdi soruyorum kendime. Bunca mücadele vermeye değer mi? Etrafıma bakıyorum tüm Çerkes olmaya çalışna ve Çerkesliği yaşatma gayretinde olanların sayısı bir elin parmakları kadar ancak. Kendi kendime anavatanıma dönmek orada mücadele vermek istiyorum telkinlerinde bulunuyorum bu defa bir gerçek çıkıyor karşıma. Oradaki soydaşlarımdan bazıları bana ”senin dedelerin bu ülkeden kaçtı. Sen hain olanların torunlarısın diyecek” Çünkü onlara benim halkımı yok eden ruslar bunu öğretti. Onlara bir şekilde gerçeği anlatabilirim ama orada aslından vaz geçmeye başlayan ve ruslaşmaya başlayan kardeşlerime baktığım zaman ben ne yapacağım? Ya onlarda buradaki kardeşlerimin türklüğü savundukları gibi rusluğu savunurlarsa? Ben burada yaşayan kardeşime sen Türk değil Çerkes’sin dediğim zaman bana vatan haini diyor; ben bunu bu coğrafyada anlatamazken bir hain olarak görüldüğüm coğrafyada nasıl anlatacağım?

Yada dümeni kırıp, her şeyi boş verip rüzgarda savrulmak dahamı kolay?

(Adiga Ubıhya-Musa Baykal)

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: